Ana Sayfa
6/9/2010           Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

Osmanlı Kafası İle Kürt Sorunu Çözülemez!

Okunma  Yazar : Vaner Alkaç
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 584
Tarih  Tarih : 19 Aralık 2009 10:23

Kürt Sorununu Osmanlı Kurnazlığı Çözemez!

 

Birçok insan aydın demokrat daha doğrusu içtenlikle sorunun çözülmesini isteyen insanlar demokratik, kültürel hatta güvenceye alınmış anayasal haklar biçiminde algılamakta PKK’nın taleplerini. Doğrudur. Bunlar genel anlamdaki talepler. Ve bir günde gerçekleştirilemeyecek talepler. O halde sorun ne? Sorun PKK’yı canlı bir organizma olarak algılayamamakta. Şu anda izlediği politika doğrudur veya yanlıştır. Tartışmamız bu değil. PKK her canlı organizma gibi yaşamını varlığını güvenceye almak istiyor. Refleks gösteriyor.

 

Kürt sorununun geldiği en son noktada sürecin aşılmasının sanıldığı kadar kolay olmayacağı ortaya çıktı. İşin ilginç yanı konuya bir şekilde muhatap olanların nereyse tümü duygusal reaksiyonları ile kaygılarını dillendirmenin ötesinde varılan sonucun nedenleri üzerine kafa yormuyorlar.

 
İlk tepkilerden başlayalım. Habur’dan ve Kandil’den gelenlere yapılan karşılamanın politik anlamını kavrayamadan tepki çıkardılar. Bunlardan milliyetçi kanadın tepkisi ve oluşturulmaya çalışılan refleks anlaşılır bir şeydi. Bu tepki dalga dalga tüm “milliyetçi” duruşları kapsamakta gecikmedi-ki buna kendini sol olarak ifade eden yapılanmalar da dâhil.

En ılımlı söylenen AKP’nin mantığı ile  “ biz bunu karşı tarafın tepkilerine rağmen bir şekilde atlatacaktık ama DTP de bize yardımcı olmadı muhalefete malzeme verdi” biçimindeydi.

Akıllıca görünen bu tepki PKK’nın içinde bulunduğu pozisyonu anlamamış demektir.

PKK çok uzun bir zamandır askeri üstünlüğü kaybetmiştir. Ama gerilla savaşının karakterinden olarak devlet de kesin askeri sonuca ulaşamamaktadır. Diğer bir deyişle gerilla savaşı bir anlamda migren gibidir. Sizi öldürmez. Zamana zaman sıklaşan ağrılarla yaşamınızı zorlaştırır ve kalitesini düşürür. Bazen çevre koşulları ve diğer etkenler nedeniyle ağrısız sızısız günler geçirebilirsiniz. Ama bu tekrar “migreninizin” tutmayacağı anlamına gelmez.

PKK’nın zaten uzunca bir süredir ideolojik sıkışıklık yaşıyordu. Buna askeri sıkışık da eklenince zor bir süreçten geçtiklerini söyleyebiliriz. Bu da yetmezmiş gibi gelişen ekonomik kriz Türkiye’nin rolünü bölgede geliştirince uluslar arası aktörlerin önemli desteğini de kaybetme durumuyla karşılaştı. Bir diğer deyişle Türkiye ile problemleri ve hesapları olan güçler küresel sermayenin bu bölgede ki istikrara çok ihtiyaçları olması nedeniyle “konu” ile diledikleri gibi oynayamaz hale geldiler.

 
Bu gelişmeler askeri ve politik atakların- Türkiye tarafından- etkisini de artıran sonuçlar yaratması elbette kaçınılmazdı. Bir de ABD’nin örgütün üç üst düzey yöneticisini “uyuşturucu kaçakçısı” ilan etmesi ve ABD’deki mal varlıklarına el konulması kararı örgütü fiziksel tasfiye ile yüz yüze getirdi. ABD’nin aldığı bu kararın yaygınlaşması ihtimali ise örgüt için çok ciddi finansal problem demekti.
 

Tam bu sürece denk gelecek biçimde Türk devletinin kendi iradesini de aşan uluslar arası talepler nedeniyle adına “demokratikleşme süreci” “Kürt açılımı” denen süreç başladı. Bunu baştan reddetmek politik olarak neredeyse olanaksızdı.

Hemen bu noktada duralım biraz ve bu süreç öncesi PKK’nın sivil örgütlerine ve politikacılarına yönelik operasyonları anımsayalım. Bir şekilde örgütün sivil kanadı bu süreçten önce -üstelik neredeyse tamamı silahlı mücadele aksiyonunun dışında olan kesim- ciddi bir tutuklanma operasyonları ile yüzleştiler. Bunun diğer anlamı örgüt fiziki olarak silah bıraktırılırken sivil kanadı ta ya tasfiye edilecek ya da hareketsiz hale getirilecekti. Devlet planını bunun üzerine kurmuştu. PKK’nın bunu görmediğini söylemek saflık olur. Ama aynı zamanda devletin “barış” eli de uluslar arası kamuoyunun gözü önünde geri çevrilemezdi. Ve çevirmediler.

Dönüş “provasını” tam anlamıyla bir zafer şölenine çevirerek devletin sinirlerini yokladılar. Devlet de tam bir birlikle bu projenin arkasında olmadığı için kısa sürede “sinir siteminde” arızalar çıktı. Bu arızalar yankısını sivil tepkilerde gösterdi. Bir anlamda AKP ağırlıklı proje geri tepti ve “gelişler” durduruldu. Bu süreçte birçok “demokrat”ın da DTP’nin durumu abartılı bir şekilde kullanarak süreci provoke ettiği düşüncesinde olduğunu söylemek gerekir. “Demokrat” olmak politikayı okuyamamak anlamına gelmez.

Ve hemen dikkat edin Öcalan’ın hücresindeki daralma gerekçe gösterilerek geliştirilen protestolar DTP’nin dolayısı ile Kürt muhalefetinin yumuşamak diye bir politik planlarının olmadığını gösteriyor. Yine Öcalan’ın sürekli adres olarak gösterilmesi bu aşamada olması imkânsızı zorlamak anlamındaydı. Bunlar da yetmedi. Erdoğan’ın tam ABD ziyareti sırasında hiç ilgisi olmayan bir yerde 7 asker ile ABD başkanına dek mesajlarını ulaştırdılar.(buraya hemen bir ara not koymalıyım.7 asker olayının görüşme öncesine denk gelmesini bir çok yazar ABD’nin Afganistan istekleri için bir baskı aracı olarak kullanıldığı görüşünü dillendiriyorlar ki yanlış sayılmaz. Problem sahipleri ile çözülemezse kimse önüne gelen böyle bir sıkıntıyı “ilkesel” olarak kullanmaktan geri durmaz. ABD’nin bu konuda çifte Standard kullanmakta ustalaştığını da anımsamak gerek.) Ki bu aynı zamanda DTP’nin kapatılması istemiyle açılan davanın görüşüleceği günlere denk gelmesi de ayrı bir “tesadüf”.

Peki PKK bu sertlik politikası ile ne istemektedir?

Öcalan’ı sembol haline getirmek aynı zamanda örgüt üst düzey yöneticilerinin de güvencesidir. Yoksa asıl sorun Öcalan’a bağlılık falan da değildir. Yıllardır savaşın içindeki bir örgüte silah bırak diyeceksiniz ve “suça”  karışmamış olanları affedip diğerlerini sürgüne göndereceksiniz. Bunun kabul edilemez olduğu apaçık ortadadır. Silah bırakıp ellerindeki en önemli aracı terk edip Türk devlet politikasına kendinizi teslim edeceksiniz. Çocukları bile inandıramayacağınız bu teklifle  “Osmanlıda oyun bitmez” geleneğinden gelen bir devletin “şevkatlı” kollarına kendinizi teslim edeceksiniz. Olmazdı böyle bir şey ve olmadı da.

Peki, şimdi ne olacak?

Kartlar yeniden açılacak. Şark kurnazlığının tek taraflı olmadığını da devlet de görecek.

Savaşı durdurmak istiyorlarsa savaşan tarafla asıl müzakereler götürülmelidir. Garibim DTP’lileri arada hırpalamanın bir anlamı yoktur.

Vaner Alkaç

Word'e Aktar Word'e Aktar | | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

vaner Alkaç [ 31 Ocak 2010 00:53 ]

Selam Kadir
Uzun zaman oldu seni duymayalı.Veya okumayalı. Bir yerlerde yazdığını biliyorum ama bazen oralara ulaşamıyoruz bazen de adresi bilmiyoruz.
Site homojen bir yapıya sahip değil. Ama gönüllü olan arkadaşlar kendi eksiklerimiz de dahil analatik düşünme yolları ile sorularımıza cevap arıyoruz. Bu zaman zaman bizleri de karşı karşıya getiriyor ki getirmeli.
Ne yazık ki Türk solu şle iilgili söylediklerin çok doğru. Ve görünen o ki sarsmadan silkelemedin ciddi sorgulamaya ulaşamıyoruz. Bazen de olayların kendisi öğretici oluyor. Tekel işçileri konusu ile ilgili polemiklerde olduğu gibi.
Leninizm ve Kemalizmin çakışan- hatta Apoculuğun- sistematiği inanılmaz derin izler bırakmış. BUna feodal kğltürün lidere tapınma kültürü de eklenince düşünsle boyut daha doğrusu analatik düşünce tam anlamıyla kayboluyor.
Burada 80 yıldır süren tek algılama biçiminin eğitimdeki boyutunu da görsen inanılmaz barajı da görebilirsin. Bu tek tipleştirmeden rahatsız olan -kendi politik kapışmaları nedeniyle- mevcut iktidar eğitim müfreadatında bir şeylere el atmak istiyor ama iliklere işlenmiş kabuller nedeniyle bu işin onlarca yıl alacağı gerçeğinden de kaçamıyor. Tabii direniş ve kontrolü saymazsak. Bu arada buna kendi tek tipini yaratma isteğini de koyduk mu herşeyi eline yüzüne bulaştırdığını söylemek gerek.
Bir diğer konu Afganistan konusu biraz netameli bir konu AKP hikimeti için. Çünki islam dünyasında oynamak istedikleri rolle çelişir görünüyor. ABD nin rotasının şu anda Pakistan Afganistan olduğu görünüyor. Orada da ciddi askeri zaafları var. Ve Obama doğrudan USA askeri konusunda sıkıntı yaşıyor. Bu anlamda da aslında Türkiyenin oynamak istediği rolü de denemek isteyen USA için de savaşan birlik katılımı kafalarında net değil. İhtiyaçları da var. Tokat olayının planlayıcısı olmayabilirler ama red edemiyecekleri şekilde önlerine sunulduğunda kullanmak istemişlerdir diye düşündüm. Ama dedğin gerçek çok sıkıntılı bir olay. Kolay kolay Türkiye ile Irak Kürdistanı konusunda uzlaşmışken bu projeyi tehlikeye sokacak bir operasyon işlerine gelmeyebilir. Veya en azından kendileri cesaret edemezler.
Neyse eğer yazmak istersen -oldukça farklı tartışmaları tetikleyeceğini bildiğimden sana da bir köşe açalım. Dilersen bir mahlas da kullanabilirsin. Veya herhangi bir görseli de kullanabilirisin.
Kendine iyi bak ve emanetlerime de...
Vaner

Kadir Canbek [ 30 Ocak 2010 12:24 ]


Selam Vaner

Iyiki siteyi tiklamisim;tahlilini ve bu arada da site yazari olan bir arkadasla polemigini okumus oldum.
Polemigin hususiyeti, Turk solunun Kurd siyasilerininde atar damarlarina kadar sizmis olan
" bi8lgi" yerine " iman-inanc" konseptini ikamesine esasli bir emsal olmasiyla sinirli gorunuyor.
Pek te tahammul edilemeyen bir durum benim icin; bu yuzden de Kurd-Kurdistani sitelere yazmayi en azindan simdilik gonullu birakmak zorunda kaldim. Ama sizlerde bu kavram kargasasi Turk devlet kurulusunun elifbasiyla yakinen ilintili oldugundan, politik tahlillerinizde alenen siritan bir " milli haslet"e isaret ediyor.

Ama yinede itiraf etmeliyimki, klasik Turk solu- genelde Turk aydin- cehaleti, sende sasirtici bicimde pekte gorunmuyor .

Dolayisiyla etkin, saglikli tartismalari tetikleyebiliyorsun; her ne kadar siteye ragbet az gorunuyor ve bu olgu da elbette Turk demokrat- solcularimi desek, bilmem ki- kesimin daha berrak analitik yetenek kazanabilmesine katki da bulunamiyorsa da, yuklu bir krediyi hakkediyorsun.

Yoruma sebeb analizinde, kanaatimce cok isabetli noktalar var.Esasen her bir paragrafin ayri ve cetrefilli makale-tahlilleri cagristirip, durtuklediginide soyleyeyim.

Katilmadigim hususlar var ama cok uzun yazismalar gerektirebilir; ayrica sitenin politik yapisi, bu tartismayi enine boyuna izleyebilip katilim saglamaya musait gorunmuyor; bunun sebebini de hemen aciklayayim; en azindan simdilik tartisma konusu, daha cok kurd siyasilerin gunluk-mutad politik periferilerinde bulunuyor, gonul isredi kii Turklerde - senin gibi- bu tartismalarin gobeginde bulunabilsinler; ama boylesi bir temenninin somut sartlari genel anlamda yok, kimseyi de kinamak gerekmiyor.

sadece Tokat olayiyla ilgili bir kac kelam edeyim; bu eylemin, bizzat PKK Qandil merkezinin beyan ettigi gibi Dersim eyaletine bagli gerilla gruplarindan biri tarafindan gerceklestiri8ldigi , sebeb ile mazeretlerinede goz atildiginda pek mumkun gorunmuyor !

Fiziken zor .Ama ustlenmek kolay. Her neyse, kanaatimce bu saldiri velevki Pkk yapmis olsun, ABD'nin Afganistan projesinde TC'ye baski amacina baglanamaz...

ABD'nin TC'ye baski icin PKK'yi kullanmasi demek, bizzat kendisinin Ortadogu-AFPAK hattinin basarisi icin yillardir cabaladigi TC'nin " guvenligi-istikrari"nin saglanmasi temelli stratejisine aykiridir.

ABD AFPAK icin TC'den asker talebinde israrli oldugu an , TC su veya bu bicimde bu talebi karsilar !

Karsiliyorda halihazirda zaten..

Bir husus cok onemli, anlasilmak zorunda. TC, ABD'nin stratejik muittefikidir.PKK ise ABD'nin Turkiye'yi bizzat Turk irkcilardan korumak icin tasviyesini belirli bazi sartlari haiz sosyal-politik tavizlar sonucu tasviyei kararlastirilmis bir olgu durumundadir.

Cunki ABD, Irak'in butunlugu ile Guney Kurdistan'in ekonomik-sosyal destegi hususnda TC'den garantiyi almis durumdadir.Bu nokta ABD'nin planladigi dunya duzenindeki agirlikli hassasiyetinin AFPAK( Afganistan-Pakistan) hattina yogunlasmasinin en onemli katkilarinin basinda gelmektedir.

Bu tahlilimii- dunya basininda da aslinda satir aralarinda, bazan aleni yer aliyor- guclendiren bir yigin faktoru siralayabilirim ama zaman alacak.

Yani kisacasi ABD, su anda planlanan guzergahinda agir olmakla biri8likte duzgun adimlarla yuruyen Turkiye'yi cezalandiracak bir davranisa ASLA girmez.

Tokat saldirisi, kahraman ve asil Turk ordusunun mutad- hukumet ile aziz Turk milletini- politik uyari hareketliliklerinden sadece cok minor olanlarindan biridir.

ABD ile alakasi yoktur.

Arada bir yazmayi arzularken, iyi ve saglikli gunler diliyorum.

Canbek

Alper Gürkan [ 19 Aralık 2009 12:51 ]

Özellikle son kısımda yaptığın çözümlemelere katılmamak mümkün değil: Düşük yoğunluklu ya da asimetrik bir savaşı tek taraflı olarak çözüvermek ancak çocuksu bir kuru hayal, realitede hiçbir manası ve ehemmiyeti olmayan bir faraziye.

Bu olmayınca da şiddetin siyasi kanadı olarak algılanan bir partiye ceza kesilmesi, bir toplumun direkt olarak yargısız infazı gibi yönelimlere sapmak da seçimlerin yaklaşma telaşı ile parlatılan bir milliyetçilik sivrilişidir.

Şiddete bulaşmış bir etnik örgüt ile meselenin nasıl çözülebileğini etraflıca düşünmeden hiçbir adım atılamayacağı ortada: Batıya meyyal bir toplumun, bu sorunu Avrupa'dakilerin benzer durumlarda nasıl çözdüğünü adam gibi irdelemeden de bir adım atılmayamayacağını tekrar tekrar görüyoruz...

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Vaner Alkaç Vaner Alkaç
KÜRT-TÜRK ÇATIŞMASI YOK FAŞİST TERÖR VAR
Nilsu Baycan Nilsu Baycan
12 EYLÜL REFERANDUMU VE EMEKÇİ CEPHESİ
Faruk Eroğlu Faruk Eroğlu
ÇEMEN GREVİ VE SORUMLULUĞUMUZ
Oktay Çaparoglu Oktay Çaparoglu
TEKERRÜR EDEN TARİH
Cemil Ertem Cemil Ertem
20. yüzyılın tasfiyesi-2
Alper Gürkan Alper Gürkan
Asimetrik Savaş Cephesinde Değişen Bir Şey Yok!
Nevin Önen Nevin Önen
SİLAHI DA KURŞUNU DA GÜZELLİK OLANLAR...
Umut Ileri Umut Ileri
İŞÇİ SINIFI ÖĞRENİYOR!
Gazi Eke Gazi Eke
Şeyh Bedrettin Ve Thomas Münzer Ayaklanması
Adem Yildiz Adem Yildiz
Gereksiz eleman: SU
Ayhan Bilgen Ayhan Bilgen
"DOGRU YER"?
HAYKIRIS

Anket

12 Eylülde yapılacak referandum da oyunuz ne olacak





Tüm Anketler

© 2005-2007 Yeni Toplum Tüm Haklari Saklidir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi