Ana Sayfa
9/9/2010           Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

ULUSLARIN KADERİNİ TAYİN HAKLARI ÇERÇEVESİNDE KÜRT SORUNUNA MARKSİST BAKIŞ

Okunma  Yazar : Nilsu Baycan
Yorumlar  Yorum Sayısı : 4
Okunma  Okunma : 514
Tarih  Tarih : 27 Ekim 2009 01:59

    

 
 
    Uzun zamandır yüksek sesle dillendirilemeyen Kürt sorunu,son yıllarda burjuva medyanın haykırışlarıya birlikte gündeme oturdu.Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiği 1999'dan 2004'e kadar geçen süre içinde,bu konuda yapılan en ufak bir açılım ihanetle anılırken,bugün bu açılıma yalnızca tasfiye tehlikesi yaşayan sivil-askeri bürokrasi ve kuruluşundan beri düzenin daimi bekçiliğini yapan CHP karşı çıkıyor.

     Bu süreç içinde çeşitli sol gruplara baktığımızda,geçmişten gelen yanılgıların baş gösterdiğini görüyoruz.Bir yandan ulusal hareketi kızıla boyama çabaları içinde olan gruplar varken,diğer yandan Kürt halkının emperyalist devletlerle iş birliği yaptığı gerekçesi ile sivil-askeri bürokrasiye ''yurtseverliklerini'' gösterip onların arkasında saf alan,PKK'ye koşulsuz silah bırakma çağrısını tekrarlayan gruplar oldu.

  Bu yazıdaki amacım,ne açılım krizine ortak olmak,ne birilerinin yanlışlarını deşifre etmek!Yalnızca devrimcilerin bu süreç içindeki tavrını eleştirel bir gözle incelemekle birlikte;süreci marksizm ışığında tahlil etmek.

 
 
 
              Ulusal Hareketleri İncelerken...
 

 

 

     Marksistlerin bu konudaki tutumunu belirleyebilmek için ,öncelikle ulusal hareketi  -yüzeysel olarak da olsa- tahlil ederek başlamakta fayda var.Çünkü hareketin niteliğini tahlil edemeyip onlara başka anlamlar yükleyenlerin , süreç içinde şaşkınlığa düşmesi ya da hayal kırıklığına uğraması olasıdır.

 
 
  
 
      Ulusal hareketler,adından da anlaşılacağı gibi bir sınıf hareketi değildir.Bünyesinde,işçisinden köylüsüne,küçük burjuvasından bazı zamanlar burjuvalara kadar geniş bir sosyal yelpazeyi barındırır.Ulusal hareketlerdeki temel amaç;ezilen ulusun özgürlüğüdür.(Yapı, bayrağında orak-çekiç bulundurduğunda dahi,bu harekete sınıfsal bir nitelik katmaz).Böyle bir hareketin de,sıkı sıkıya komünist ilkelere bağlı hareket etmesi beklenemez.

 

 

 

  

            ''Devrimci parti,ezilenlerin kürsüsüdür'' 

                                               
                                   V.I.LENİN

 

 

    Ezilenlerin,ezenlere;mazlumların,tiranlara karşı mücadelesi her daim meşru;bu uğurda zulme karşı verilen savaş her daim haklıdır.Devrimcilerin bu sorunu ele alırken,öncelikle bu bakış açısı ile ortaya koyması gerekir.

     Devrimcilerin görevi,ulusal burjuvaziyi zayıflatacak hareketilerin karşısında  değil,arkasında durmaktır.Bunu kavrayamayan sol gruplar/marksistler Milli Mücadele döneminde de burjuvazi ile aynı bayrak altında,sınıf kardeşlerine savaş açmışlardır.Oysa ki,gerek paylaşım savaşlarında,gerekse iç savaşlarda,resmi ideoloji doğrultusunda hareket etmek, bir anlamda burjuvazi ile sınıfsal bir uzlaşmaya varmak da demektir.

 

     

 
      Kürt sorunu açısından durumu somutlaştıracak olursak,resmi ideolojinin ''Türk'' kimliği dayatmasının arkasında doğrudan ya da dolaylı bir şekilde saf almak; ne sınıf uzlaşmazlığı ile,ne de marksist kimliği doğrudan ifade eden ''enternasyonalizm'' ilkesi ile bağdaşır.Bu açılımları ''samimiyetsiz'' olarak değerlendirip ''emperyalist parmakların varlığı'' nedeni ile yok sayarak devletlü kesimin(sivil-askeri bürokrasinin) arkasına sığınmak çokça yapılan hatalardandır.Bunun yanında, Özal'ın,Erbakan'ın kendi dönemlerinde Kürt kimliği konusundaki tavrını ya da bugün tanıklık ettiğimiz Kürt açılımını açıklarken,bu açılımlara ''özgürlükçü'' ya da ''enternasyonalist'' bir değer yüklememiz de mümkün değildir.Unutulmamalıdır ki; sermayeyi temele alan bir bakış açısı,her eylemini sermaye için yürütecektir.           

 

 

                                   

                    
 
       ''Bir başkasını ezen ulus, özgür olamaz''

                                         

                              K.MARKS      

         

 

  Günümüzde,sınıf mücadelesinin yükseldiğini,işçi sınfının bilinçli bir şekilde hareket ettiğini iddia edemeyiz.Sınıfsal savaşımda temel olan,işçilerin bilinçliliği ve örgütlülüğüdür.Aralarına nefret tohumları ekilmiş iki ulusun işçilerinin-emekçilerinin birlikte hareket etmelerini beklemek hayal kırıklığı ile sonuçlanır.Bunun yanında,ezilen ulusun işçilerinin kafasındaki milliyetçi fikirler yıkılmadan da bir devrime girişmeleri elbette ki olanaksızdır.İşte tam da bu yüzden, ulusal sorun ile emperyalist mücadeleyi iç içe değerlendirmek gerekir.

     Emperyalizm çağında büyük toplumsal ayaklanmalar çoğu zaman ulusal biçimler alır ve anti-kapitalist bir yönde gelişir.Bu doğrultuda,ulusal kurtuluş hareketlerinin tabanında duran işçilerin-emekçilerin ve yoksulların, ulusal baskıya karşı mücadele ederken,yeni bir toplum kurmaya yönelmeleri de kaçınılmazdır.Yani,ulusal hareketler sınıfsal nitelik göstermez ancak emperyalizm çağında sınıfsal hareket,ulusal hareketin gidişatı ile birebir bağlantılıdır.

    Peki,bu durumda sosyalistlerin görevi nedir?Ezen ulusun sosyalistleri ile ezilen ulusun sosyalistlerinin görevleri farklı değerlendirmek gerekir. Ezilen ulusun sosyalistleri, ulusal baskıya karşı yürütülen mücadeleye en önde katılmalı, bu mücadelenin liderliğini kazanmaya çalışmalıdır. Ezen ulusun sosyalistleri, ulusal kurtuluş hareketini 'koşulsuz' olarak, liderliğinin politik fikirlerden bağımsız olarak desteklemelidir.Koşulsuz destekten söz etmişken; desteğin 'koşulsuz' olmasının, 'eleştirel' olmadığı anlamına geldiğini hatırlatmakta fayda var.

 
 

 

    Bütün bunlardan yola çıkarak,Kürt sorununun 'devrim sonrası' çözümlenecek bir sorun olduğunu ısrarla tekrar edip ulusların kaderini tayin etmesi konusunda Stalin'i model alanlar, ulusal sorun ile sınıfsal mücadele arasındaki zincirin devamlılığını-sürekliliğini göremediklerinden -tarihte de örneklerini gördüğümüz gibi- sınıf savaşımının gerilemesine neden olan bir bakış açısını doğrudan ya da dolaylı bir biçimde sahiplenmiş olurlar.

 

 

 
 
 

                               Sonuç Olarak....

 

    Kürt sorununa kalıcı çözüm iki şekilde mümkündür: ya emperyalist projeler eşliğinde katliamlarla ya da proleter devrim eşliğinde halkların gerçek kardeşliğini sağlayarak...Bunun dışındaki demokratik kazanımların kalıcı bir çözüm getirmesi beklenmemelidir.Ancak; devrimcilerin bu süreç içindeki görevlerinden biri,Kürt halkının mücadelesi ile kazanılan haklardan geri adım atılmasının önüne geçmektir.Yine, şovenist kalkışımlara karşı DTP'yi ve Kürtleri savunmak; ezilen ulusun esaret altında yaşadığı sürece ezen ulusun da özgürleşemeyeceğini bu çerçeve içinde anlatmak,dönemin olmazsa olmaz devrimci duruşudur.

   
    Kürt halkının gerçek dostu,Türkiye proletaryası ve bir bütün olarak da,dünyadaki sınıf kardeşleridir.

 

 

Word'e Aktar Word'e Aktar | | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

Vaner Alkaç [ 13 Aralık 2009 00:30 ]

Efrayim
Eğer kendine komünist diyorsan ne yurtseverlik ne de ulusalcılık lafları sizlerin milliyetçi kimliğini saklayamaz. Komünistler yurtsever olamazlar."Milli sınır" dediğin sonunda bir pazardır. Sosyalistlerin işi o pazara hangi etnik kökenden sermayenin hakim olcağı değildir. Ve artık şu komünist adlandırmasını komünistlere bırakın. Özellikle ergenekon için söylediklerini CHP ve MHP de söylüyor.BU bile sizleri uyandırmıyorsa sizlerin sadece yanıltılmış olacağını düşünmek saflık olur.Evet Iraktaki operasyonla örtüşüyor. Kendi bağırsaklarını temizliyor sistem. Ne diyelim sisteme bu pisliği temizleme mi? Kürtlere ne öneriyorsun? Saddamı savunup kimyasal bombalarla yok olsaydınız keşke mi? Yeter artık sistem bağırsaklarını temizliyor ama biz bağırsaklarımızdaki solucanlardan kurtulamadık. Ama bu da çok uzun sürmeyecek.

efrayim [ 12 Aralık 2009 23:15 ]

Kapitalizmin rekabetci döneminde ulusal hrk.ler ilerici devrimci nitelik taşır,emperyalizm döneminde ulusalhrk.lerin bu niteliği sınıfsal bir temele dayanmazsa emperyalistlerin Bop.ini komşumuz Irak'a olanları,emperyalistlerin işbirlikçi yerel sermayenin ve onun temsilcileri hükümetlerindesteğinide alarak öteyanda Irakta etnik temelde ve mezhep temelinde örğütlenmiş olan partileri ve onların silahlı 'ordu larınıda yanlarına alarak ulus'devleti nasıl yağma ve talan,işğal ettiklerini kukla talabani barzani ve şiileri mandacı devletin başı yağtıklarını gördük,bu temelde kullandıkları toplumu birleştirme değil ayrıştırma arğümanlarını ve gelişmiş teknolojilerini Irak ordu'sunun etkisizleştirilmeasinde kullanmış olduklarını gördük ki,''Rus kripto uzman Klepov:Irak işgali öncesinde Amerikan istihbaratı Iraktaki tüm üst düzey ve ordu komutanlarını,yatak odalarına varıncaya kadr dinledi.Budinlemelerin ardından yüzlerce general hakkında çeşitli dosyalar hazırlandı.''.....bizde cia kökenli uyduruk Ergenekon meselelerini,yargının ele geçirilmişliği ki kısmen,sürekli yıpratma propogandaları yapan sermayenin uşakları ve fetullahın medy.,soros ''vakfınına çalışan satılmış, liboş kalemleri düşündüğümüzde;Irak'la nasıl örtüşmektedir emperyalistlerin faaliyetleri..Kendine devrimciyim marksistim diyenler emperyalistlerin ve eş başkanlarının yol'a devam dedikleri sevr yoluna nasıl destek çıkarlar??demekki yurtseverliğinde içi boşaltılmış yada su başlarını satılmışlar tutmuş,evet ezilen ulus esaret altında yaşadığı sürece,ezen ulus ta özgürleşemez,ama ezilen ulusun etnik bir sorunu var milli olmak gibi bir derdi var,meselelere hiç bir zaman sınıfsal temelde bakmadılarki bakmış olsalardı zaten ayrı örgütlenmeyi savunmazlardı.kaldıki komünistler marksistlerin kürdistan diye bir sıonırlarıda yok,sınıfsız ve sınırsız bir dünya gibi bir taleepleri var,o halde kullanım alanları açık değilmi,bunu bilmiyorlarmı?biliyorlar şark kurnazlığı yapıyorlar emperyal güçlere güveniyorlar düşmanımın düşmanı benim dostumdur diyorlar,ama onlar bu topraklardan er yada geç giderler,geldikleri gibi giderler, işbirlikçilerse; sanırım toprağa gider..

Nilsu [ 30 Kasım 2009 07:56 ]

Neden birileri yazıp altına benim imzamı atsınlar ki?O birileri zaten istedikleri yazıları dergilerde kendi isimleri ile yazabiliyorlar.Böyle düşünmenizin nedenini anlamış değilim.Elbette ki ben yazıyorum.Komünist Manifesto ile ilgili olan yazı daha önce Marksist Liseliler'de yayınlandı zaten.

Sağlıcakla kalın...

Nilsu

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Vaner Alkaç Vaner Alkaç
KÜRT-TÜRK ÇATIŞMASI YOK FAŞİST TERÖR VAR
Nilsu Baycan Nilsu Baycan
12 EYLÜL REFERANDUMU VE EMEKÇİ CEPHESİ
Faruk Eroğlu Faruk Eroğlu
ÇEMEN GREVİ VE SORUMLULUĞUMUZ
Oktay Çaparoglu Oktay Çaparoglu
TEKERRÜR EDEN TARİH
Cemil Ertem Cemil Ertem
20. yüzyılın tasfiyesi-2
Alper Gürkan Alper Gürkan
Asimetrik Savaş Cephesinde Değişen Bir Şey Yok!
Nevin Önen Nevin Önen
SİLAHI DA KURŞUNU DA GÜZELLİK OLANLAR...
Umut Ileri Umut Ileri
İŞÇİ SINIFI ÖĞRENİYOR!
Gazi Eke Gazi Eke
Şeyh Bedrettin Ve Thomas Münzer Ayaklanması
Adem Yildiz Adem Yildiz
Gereksiz eleman: SU
Ayhan Bilgen Ayhan Bilgen
"DOGRU YER"?
HAYKIRIS

Anket

12 Eylülde yapılacak referandum da oyunuz ne olacak





Tüm Anketler

© 2005-2007 Yeni Toplum Tüm Haklari Saklidir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi