Sair Ilhan Berk'in Anisina
Cahit Sitki’nin “Her misrada bir cigara yaktiriyorsun” dedigi, Necatigil’in “Sirimizin uç beyi” diye tanimladigi, Mehmet Fuat’in “Elini sürdügü seyi siire çeviriyor” dedigi sair Ilhan Berk Bodrum'da hayatini kaybetti.
1916'da Manisa'da dogan Ilhan Berk Balikesir Necatibey Ögretmen Okulu'ndan mezun olmus, Espiye'de iki yil ilkokul ögretmenliginden sonra Ankara Gazi Egitim Enstitüsü'ne girmistir. Enstitünün Fransizca bölümünden 1944'de mezun olan Berk, 1945-1955 yillari arasinda Zonguldak, Samsun ve Kirsehir'de ortaokul ve liselerde Fransizca ögretmenligi yapmistir.
1959'da Ankara'da T.C. Ziraat Bankasi'nin Yayin Bürosu'nda çevirmenlik yapmis, on üç yil sonra emekli olmustur
Arthur Rimbaud ve Ezra Pound'un siirlerini çevirerek kitaplastirmistir.
Bodrum'da yasayan Ilhan Berk, bu tarihten sonra kendini tümüyle yazmaya vermis, bir anlati kitabi disinda, yalniz siir ve siire iliskin yazilar yazmistir.
Berk, Arthur Rimbaud ve Ezra Pound'un kimi siirlerini de çevirerek kitaplastirmistir. Kül adli kitabiyla 1979 yilinda Türk Dil Kurumu ve Istanbul kitabi ile de 1980 yilinda Behçet Necatigil Siir Ödüllerini kazanmistir.
Ilhan Berk 1983'te Deniz Eskisi adli kitabiyla, Yedi Tepe siir Armagani’ni 1988'de de Güzel Irmak adli kitabiyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü Ferit Edgü ile almistir.
Yazin hayati
Ilhan, Berk, ilk siirlerini Manisa Halkevi'nin dergisi Uyanis'ta yayimlamistir. Berk, 19 yasindayken Günesi Yakanlarin Selâmi adiyla kitaplastirdigi bu siirlerinde "hece vezni" kullanmakta ve o dönemin siir anlayisina özgü bir karamsarlik tasimaktadir.
1940'lara dogru Yeni Edebiyat anlayisi içinde yer almis, Servet-i Fünun (Uyanis), Ses, Yigin, Yeryüzü, Kaynak gibi dergilerde yazmistir. Türk siirinin en deneyci sairlerinden biri olan Ilhan Berk, durmadan yatak degistirerek, ama bazi sorunsallara hep bagli kalarak siirini günümüze kadar eskitmeden getirmeyi basarmistir.
“Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz.
bu yeryüzünü oldugu gibi görmeme engel olan
ve bana bu yeryüzünü cehennem eden
bu yazmak eyleminden kurtuldugum,
mutlu oldugum bir tek sey var: resim yapmak.”
BIR KIYI KAHVESINDE
. Adaçaylarimizi söylemis miydik?
Üç kisi bir kösede oturmus ag yamiyordu.
Kimimiz aznif oynuyor, cigara üstüne cigara
yakiyordu kimimiz. Sanki dünya durmustu
öyle dalmis gitmistik. Kendi kendimizdik.
Bir sürü kirlangiç disarda camlara vuruyordu.
Birden bir ses, yüzüne karismis biyiklari,
-Deniz çekildi, dedi. Hepimize tutup
denizde gezdirdigi gözlerini. Büyük
bir bosluk birakip sonra da arkasinda
Kalkti.
Biz iste o zaman gördük onu
ve çekilen denizi.
O zaman çiktik kendimizden.
Disarda bir dilim ekmek gibiydi gök.
Ilhan Berk
YAVAS YAVAS GEÇTIM KALABALIKLARIN ARASINDAN
Yavas yavas geçtim kalabaliklarin arasindan
bir deniz çarpmasi gibi çogalta çogalta geçen
geçtigi yeri
yavas yavas çiktim içimden. Dokundum
yavas yavas aciya, kuvarsa, siire
yavas yavas tarttim suyu, anladim nedir agirlik
kokular
cografya.
Egildim sonra gövdeyi tanidim ve düzenini
gördüm sessizligin dümdüzlügünü
gördüm yinelemedi gördügüm hiçbir sey
böyle yavas yavas geçtim insandan insana
insanlastirdim yavas yavas disimi
böyle karistim kalabaliklara
kalabaliklastim böylece..
Ilhan Berk