Ana Sayfa
9/9/2010           Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

SİSTEMİN VE BİZİM BAĞIRSAKLARIMIZ

Neymiş bir yazarımızın dediğine göre;pratikte öğreniyorlarmış; Peki, bizim pratikte öğrendiklerimiz. Atılan kurşunlar sallanan zincirler Kendi katillerimizle dayanışacak kadar peygamber değiliz!

Kategori  Kategori : Yeni Toplum Açık Tartışma Platformu
Yorumlar  Yorum Sayısı : 12
Okunma  Okunma : 234
Tarih  Tarih : 25 Ocak 2010 12:32

“İşçi sınıfı” lafı en çok arkasına saklanılan ve lafazanlığı yapılan kavramıdır. Ve üzerlerine tarihi değiştirme görevi yüklenmiş bir sınıf… Sadece tarih değiştirme değil yeni bir toplum yeni bir dünya kurma misyonu yükleniyor…

Kimdir bu “işçi sınıfı” sorusunu sorduğumuzda iki yüz yıl önce kapitalizmi emek yoğun üretimi sürerken yapılan tahliller çıkıyor önümüze.
 Ve niteliklerine baktığımızda bırakın “Yeni Toplum” kurmayı kendi yaşamlarını ilişkilerini organize etme niteliğine kavuşamamışlar.
 
Eğitim düzeyi son derece düşük bir kesime böylesi önemli bir görevin biçilmesi sadece üretim sürecindeki “kilit” rolleri nedeniyledir. Bu kilit rolü gören işçi sınıfından kopuk burjuvaziye de dahil olamamış “küçük burjuvazi” sınıfın kendi başına “bir şey” olamayacağını sezince “ideolojik önderlik” gibi bir kavram geliştirip “işçi sınıfı adına” işleri üstlenmiş ve sistem değiştirme mücadelesine girişmişler. Doğal olarak “işçi sınıfı” kendi dünyalarının dışındaki bu “çocukları” ne anlamış ne de destek vermiş ne de kendilerinden birisi olarak görmüştür. Ancak “grev çadırlarına” geldiklerinde sempati duymuşlar ama onun ötesinde toplumsal gericiliğin bağnazlığın tutuculuğun, ulusalcılığın tabanını da bu nam-ı diğer “işçi sınıfı” oluşturmuştur. Bu anlamda “sol ideolojik öncüler” “sınıf” tarafından dışlandığı gibi tehlikeli de bulunmuştur.
 
 
“Neden” diye sorduğumuzda da karşımıza “işçi” sınıfının niteliğinin –eğitim, bilgi, sosyal yaşam açısından- son derece düşük olması gibi bir gerçekle yüzleşiriz. Hayatta kalma ve hayatlarını idame ettirme kaygısı temel dürtüleri haline gelmiş bu “sınıf” son derece komplike bir hedef olan Yeni Toplum kurma misyonunu kendi yaşamları açısından inandırıcı ve gerçekçi bulamamışlardır. Ve “ekmekleri” ile oynayan bu “sol” önderleri dışladıkları gibi düşman olarak görme eğilimine daha yatkı olmuşlardır. Buna ilişkin yüzlerce örnek Türkiye özgülünden ve dünya genelinden verilebilir. Bu nedenle kapitalizmin içinden doğan ve alternatif yaşamın, kavgasının motor gücü olacağı düşünülen bu sınıfın niteliğinin gelişmesi hayati önem teşkil etmektedir.
 
Marksist literatür bunu “üretici güçlerin gelişmesi” kavramı içinde açıklamıştır. Emek gücünün kalitesinin artması –eğitim düzeyinin yükselmesi ve üretkenliğinin artması- hayati önemde görülmüştür. Öyle ki kapitalizmin yok olma sürecini “üretici güçleri geliştirememe” noktasından başlatmıştır. Yani üretim araçları ve buna bağlı olarak üretici güçler artık gelişmiyor ve sistem kendi kendini tekrar eder hale geliyorsa bu sonun başlangıcı olarak saptanmış. Bu diğer anlamda Yeni Toplum emek güçlerinin niteliğinin gelişmesi sonucu oluşabilir- dünya genelinde- demektir.
Bunun aksi durumlar da yaşandı dünyada. Küçük burjuvaların örgütleri belirli bir politik konjonktürde –sermaye sınıfının kendi iç kavgalarının yarattığı kaos ve ulusalcı tepkilerin örgütlenmesi- iktidarı ele geçirdiler. Ama yeni toplumu kuramadıkları gibi evrensel olarak tam bir yenilgiye uğradılar.
 
Gelelim Tekel işçilerine…
 
Çok önemli bir kesimi MHP tarafından üretim ihtiyaçları gözetilmeksizin işe alındılar. Birçok kamu kuruluşunda olduğu gibi… Ve bunların hepsi gerici sendikalarda örgütlendiler. Hatırlayın “işçi sınıfımızın” anlı şanlı Türk Metal İş’ini… Yine Sağlık İş… Onu da geçelim DİSK gerilerken gerici sendikalar güçleniyordu… Şimdi tartışmacı arkadaşlarımın cevaplarını duyar gibiyim…”yi ya işte sarı sendikaların gerçek yüzünü deşifre etme fırsatı çıktı” gibi… Çıkmaz kardeşim çıkmaz… Bayrakları ile “kefen”leri ile polis ziyaretleri ile CHP ve MHP milletvekilleri ile hiçbir şey çıkmaz. Bir kez bu insanlar mağdur falan değiller. Olmayan bir işe politik nedenlerle alınmışlar. Yıllardır hepimizin sırtından ve üretime doğru dürüst katılmadan ücret almışlar. Son iki senedir neredeyse hiçbir iş yapmadan maaş almışlar. Şu anda en az alan 40 küsur bin tazminat alıyorlar. Ve 700 ile 900 arasında maaşa bağlanıyorlar emeklilik haklarını kaybetmeden… Eğitim düzeyleri ne? Nitelikleri ne? Onu da geçtim bu adamların sınıfla ilişkisi ne? Dünün bindirilmiş kıtaları MHP militanları şimdi “işçi sınıfı” mı oldular?
 
Neymiş bir yazarımızın dediğine göre “pratikte öğreniyorlarmış”… Peki, bizim pratikte öğrendiklerimiz. Atılan kurşunlar sallanan zincirler… Kendi katillerimizle dayanışacak kadar peygamber değiliz.
 
Bu gün militarizmi AKP karşısında evla gören anlayıştan ne farkı var! Doğan Medyanın kalemşorları “sivil dikta- faşizm” diyor bizim “sol” kimlikli yazarlarımız da “İslami soslu” faşizm diyor. Ve militarizmin çanağına dolduruyor.
 
Cumhuriyet mitingleri aracılığı ile kendini “sol” zanneden milliyetçileri sokaklara döktüler. Şimdi de “işçi” sınıfı adına saftirik -tırnak içinde- “sosyalistlerimizi” piyasaya sürdüler.
 
Ne güzel şeyler oluyor…
Sistem bağırsaklarını temizlerken biz de bağırsaklarımızı temizleme fırsatı buluyoruz.
Sevgi ile Vaner Alkaç

Word'e Aktar Word'e Aktar | | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

Vaner Alkaç [ 29 Ocak 2010 10:07 ]

Bu arada kaçırmışım... Tartışma tatsılaştıysa birinci derecede sorumlusu sensin. Buradaki alanı bize hakaret ve saldırı amaçlı kullanmaya başlayan ilk sensin. "Efendilerimize hizmet ediyorduk ya" 3.5 kitap okumuştuk ya... Cevaplar değil seni üzen, düştüğünüz durum.
Dedim ya inadına sevgi ile

Vaner Alkaç [ 28 Ocak 2010 22:23 ]

Bir tek satır bile yok Tekel İşçi(!)leri konusunda.
El ele proğramınız devam ediyor. Sizler başkalarına yafta takarken kendi milliyetciliklerinizi ve de saflıklarınızı gizleme yolunu seçiyorsunuz.
Eklenmeye gelince gücünüz niteliğiniz örgütünüz neyiniz vardı da eklenmedik? Saftirikliğiniz dışında.
Tipik bir Baykalcı ağzıyla sivil darbe terrenümleri ile militarizme kan vermek diye buna denir. Baykal da militarizme darbelere karşı olduğunu söylüyor. Onlar da sivil diktadan söz ediyor. Onlarda Amerikan karşıtlığı yaptıklarını idda ediyor. Allahtan bu sefer "soslu faşizm" demeişsin. Şimdi Tekel işçileriniz size kapak oldu mu olmadı mı? Sizi uyandırmak için -eğer uyanmıyorsanız aidiyetinizi belirlemek için- yaşam her alanda tokat atmaya devam ediyor. Biz de kafasını Leninist revizyonlarla doldurmuşları hem teşhir edeceğiz hem de gerçek marksist kimliğin ortaya çıkmasına emek vereceğiz.
Tarihi gelişmeleri okuayamadığınız kesin bari önünüzdeki olaylkarı doğru çözümleyin. Yapamıyorsanız da çekilin gelecek kuşakların kafasını karıştırmayın. Dileyen dilediği yola zaten girmişti. Buraya gelip ders vermek istedin. Ama yaşam sana dersini verdi. Tabii alabilirsen.
Yine de inatla sevgi ile ( yolun açık olsun demeyeceğim çünkü niyetin ne olursa olsun tehlikeli ve yanlış bir yol)
Vaner

umut ileri [ 28 Ocak 2010 21:21 ]

Tartışma gittikçe tasızlaşıyor!
Ama bunun sorumlusu ben değilim!
Beni en son değerlendirecek,hakkımda yargıya varacak kişi sensin!
Baykalcı,CHP li nitelendirmelerine yanıt bile vermiyorum.
Buna ancak KARGALAR inanır!
Şuna emin olki,12 Eylülde,senden çok daha fazla bedel ödemişimdir.
Sorduğun için söyledim.
Yoksa burada bedel ödeme yarışı yapmıyorum!
En baştan söyledim,bu it dalaşında ben taraf tutmayarak,aslında TARAFIM diye!
Aramızdaki fark,senin bir tarafa eklemlenmen.
Merak etme cuntacılarıda görüyorum,sivil darbe yanlılarınıda!
Ama ABD den izin almadan bu ülkede DARBE olmayacağından,darbecileri çok ciddiye almıyorum.
Artık ABD darbeleri,ASKERİ,değil SİVİL yapıyor!
Bu nedenle benim için asıl tehdit,SİVİL DARBE!
Senin hala kafanın basmadığı,ASKERİ VESAYETİ kaldıracağım derken,yerine POLİS VESAYETİNİ ikame etmeleri!
Bu nedenle benim için Polis Vesayeti ile Asker Vesayetinin çok farkı yok!
Aslında seninle tartışmam anlamsız!
Herkes kendi bayrağı altına!
Benim Bayrağım,altında kimsenin etnik,cinsel ve dinsel kimliklerinin sorulmadığı KIZIL BAYRAK!
Seninki ise ABD bayrağı.
Herkes kendi yoluna!
Kimi Marksizm Leninizm yolundan gider,kimi SOROSUN yolundan!
Dostlukla diyemiyeceğim,kusura bakma!
Aklıma Nazım'ın bir şiiri geldi!
""Onlara sokakta rastlarsanız eğer
ölümü görmüş gibi çevirin başınızı
..............
Onlara elleriniz dokunmuşsa eğer
yedi tas su dökün ellerinize
Yırtarak bayramlık gömleğimi ben
peşkir yaparım size
..............
Onların adına benziyorsa adınız eğer
adınızı değiştirin.
Vebanın girdiği kapıdan girin
onların evine atmayın ayak.....
KİME YAKIŞIYOR ACABA!!!
Yolunuz açık olsun,benden uzak olsun!
Buraya kadar...!!!
umut ileri

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Yeni Toplum Açık Tartışma Platformu

En Çok Okunan Haberler

Vaner Alkaç Vaner Alkaç
KÜRT-TÜRK ÇATIŞMASI YOK FAŞİST TERÖR VAR
Nilsu Baycan Nilsu Baycan
12 EYLÜL REFERANDUMU VE EMEKÇİ CEPHESİ
Faruk Eroğlu Faruk Eroğlu
ÇEMEN GREVİ VE SORUMLULUĞUMUZ
Oktay Çaparoglu Oktay Çaparoglu
TEKERRÜR EDEN TARİH
Cemil Ertem Cemil Ertem
20. yüzyılın tasfiyesi-2
Alper Gürkan Alper Gürkan
Asimetrik Savaş Cephesinde Değişen Bir Şey Yok!
Nevin Önen Nevin Önen
SİLAHI DA KURŞUNU DA GÜZELLİK OLANLAR...
Umut Ileri Umut Ileri
İŞÇİ SINIFI ÖĞRENİYOR!
Gazi Eke Gazi Eke
Şeyh Bedrettin Ve Thomas Münzer Ayaklanması
Adem Yildiz Adem Yildiz
Gereksiz eleman: SU
Ayhan Bilgen Ayhan Bilgen
"DOGRU YER"?
HAYKIRIS

Anket

12 Eylülde yapılacak referandum da oyunuz ne olacak





Tüm Anketler

© 2005-2007 Yeni Toplum Tüm Haklari Saklidir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi