| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 6/9/2010 Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Arama |
Kapimizin Önü 2Hemen altini çizerek bizim için çok önemli bir vurgu yapalim. Yeni Toplum atölyesi çalisanlari ve dostlari geçmisin adlandirmasi içinde yer bulan bir siyasi yapilanmanin ne uzantisi ne parçasi ne de kendisidir. Yeni Toplum Çalisma Grubu üyelerinin farkli oldugu kadar ortak düsünce çizgileri de var.
Hemen altini çizerek bizim için çok önemli bir vurgu yapalim. Yeni Toplum atölyesi çalisanlari ve dostlari geçmisin adlandirmasi içinde yer bulan bir siyasi yapilanmanin ne uzantisi ne parçasi ne de kendisidir. Yeni Toplum Çalisma Grubu üyelerinin farkli oldugu kadar ortak düsünce çizgileri de var. Farkliliklarimiz üzerinde çalismamizi gerektiren dinamikler, ortakliklarimizda derinlestirecegimiz ve ise dönüstürecegimiz dinamikler olarak bizleri birbirimize bagliyor. Bu baglamda eski aliskanliklarin devami olarak herhangi bir yerde adlandirilmamiz dogmamis çocuga don biçmekle es degerdir. Bizi su anda ilgilendiren asil konu bir yani ile Yeni Toplumu kuracak insan faktörüne emek vermek oldugu kadar eksigi gedigi ile var olan demokratik kuruluslarimizin da sosyal ayagi olabilmek. Bunun için de bir önceki yazimizda söz ettigimiz kapimizin önünü temizlemeye çalisirken “büyük resmin” bir parçasi oldugumuz gerçegini hiç unutmadan akis yönümüzü insanligin umutlu gelecegine çevirdik. Önce teorik tahlillere girmeden – ki herkesin teorik tahlil hakkini da sakli tutarak- yaptigimiz bazi tespitler var. Çikis noktamiz “demokratik kitle örgütleri” diye tanimlanan yapilarin birakin disariyi kendi kitlesi ile bile sosyal bir baginin olmadigi veya bunu kuramadigi. Nedenlerine gelince sisteme muhalif olanlarin sistem kadar örgütçü olamadiklari ve kendi kitlesinin günlük ihtiyaçlarini bile örgütleyemedigidir. Oysa insanligi inanilmaz bir tahribe yönelmis bu sitem nasil oluyor da hala kitleleri pesinden sürüklüyor ve onlardan onay alabiliyor? Bu soruya verilecek cevap can alici önemdedir. Tarih içinde bütün sistemlerde oldugu gibi Kapitalizm de insan ihtiyaçlari ve gelisimi üzerine insa olmus bir sistemdir. Ihtiyaçlari görüp üretiyor kâra dönüstürüyor. Ve bunu bir yaniyla örgütlenmesini gelistirmek diger yani ile yeni ihtiyaç alanlarini saptamak için tekrar üretime yöneltiyor. Bizim bu noktadaki sikintilarimizdan biri politik veya demokratik hedeflere kilitlenmekten insanimizin ihtiyaçlarini göremez hale gelmis olmamiz veya önemsememiz. Çünkü bize göre sistem sorunu çözüldügünde “ihtiyaç” olarak görünenlerin ya ortadan kalkacagi veya “ bizim sitemimizde” çözülecegidir Bu günün ihtiyaçlarini göz ardi eden ertelemeci bir veya baska bir deyisle son derece mekanik bir anlayistir. Bu anlayisin bir sonucudur ki “kendi kitlesi” bile giderek yasamin bir dayatmasi olarak kendinden uzaklasmaktadir. Iki örnek üzerinden söylediklerimizi soyutlamaya çalisalim. Hala feodal degerlerin hâkim oldugu erkek egemen bir toplumuz. Bu nedenle kadinlar kapitalist sistemin bir sonucundan çok erkek egemen toplumsal kültür yüzünden çok agir sartlarda yasamaktadir. Ve “sosyalist”lerimiz de bu erkek egemen kültürü” içlerinde tepe tepe kullanmaktadir. Biraz da bu nedenle “demokratik kitle örgütleri – sendikalar- dernekler-partiler- lafta programlarina aldiklarini günlük yasam pratiginde uygulamaya kaymamislardir. Bunun bir nedeni de bu kuruluslardaki erkek egemenligidir diyebiliriz. Ancak bazi kadin kuruluslari “erkek”lerin feminist ve cinsel tercih çagristiran asagilamalarina ragmen bu konuda adimlar atmistir. Salt “erkek” egemenliginin degil egitimden haklarina düsen payi alamadiklarindan ya isgücünün disinda ya da çok ucuza çalistirilir biçimde tutulmaktadirlar. Sendikalarin tabaninda ya üye olarak ya da üyelerinin esleri olarak bir sekilde etkilesim çemberinde olmasi gereken “kadin”larin sosyal, psikolojik ve egitimsel ve de kültürel sorunlarini hedef koymak ve günümüz kosullarinda iyilestirici önlem almaya çalismak pek fazla aliskin oldugumuz bir çalisma biçimi degildir dersek abartmis olmayiz. Bir baska örnek Egitimden; Özellikle güçlü bir ögretmen hareketi gelenegine sahip örgütlerimiz sürekli olarak egitim sistemini elestirirken, ciddi bir alternatif egitim programi ile ortaya çikamamislardir yillardir. Egitim sisteminin yapisi nedeniyle inanilmaz biçimde bir dershaneler furyasi alip basini giderken ögretmenlerin ya ek olarak ya da emekli olduktan sonra veya tam gün burada çalismalarina ancak seyirci olabilmislerdir sendikalarimiz. Bunun yani sira ögretmenlerimizin çocuklari da dershane kapilari asindirmis ve oluk oluk para akitmistir bu isleyise. Peki, bizim disimizda gelisen ve tam anlamiyla bir vurguna dönüsen bu isleyise üyelerin veya çocuklarinin daha da ileri giderek yoksul halkin yararina müdahale edilemez miydi? Örnegin sendikalarimiz duruslarini vurgulayarak daha ucuza ve yoksullari da gözeten bir dershaneler zinciri olusturamaz miydi? Ögretmen arkadaslarimiz buralarda çalistirilamaz miydi? Hemen yani basinda neredeyse her mahallede olusan etüt merkezleri sendikalarin denetiminde açilip hem egitimsel hem de sosyal bir ihtiyaç karsilanamaz miydi? Özellikle etütlerin karsiladigi diger bir ihtiyaç da okul öncesi ve sonrasi bakimdir. Bir baska nokta gerek sendikali gerekse üye olmayan kesimin çok önemli bir bölümü sosyallesme ihtiyaçlarini kahvehanelerde gidermektedir. Ögretmen kesiminde bu gereksinimi Egit-Der karsilamaya çalismaktadir. O da genel anlamda erkek üyelerin gittigi oyun salonlari haline dönüsmektedir. Peki ya esler ve çocuklar? Eslerin ve çocuklarin da sosyallesebilecegi alanlar yaratmak çok mu zor? Birçok arkadas “gelmiyorlar” diye sikâyette bulunabilir. Bence gelmeme olayi ihtiyaci dogru tespit edip örgütleyememekten kaynaklanmaktadir. Örnegin çocuklar için bu kuruluslarda alan yaratildi mi? Bayanlarin ilgi alaninda etkinlikler var mi? Küçük çapli da olsa bir jimnastik salonu var mi? “Çikalim da arkadaslarla beraber yemek yiyelim” dedirtebilecek bir isletmecilik anlayisi var mi? Sorulari uzatmamiz mümkün. Sonuçta Yeni Toplum Çalisma Atölyesi bir yaniyla düsünsel sorulara ve sorunlara katki koymaya çalisirken diger yani ile de “yeni bir toplum” kurmak isteyenlerin düsünsel ve sosyal iletisimini önüne koymus bir çalismadir. Hiçbir yapiya bagli olmadi gibi tüm kurum ve kisilerin kendilerini bulacaklari bir kültürel düzey hedeflemektedir. Kendi kendini finanse eden ürettigi degerle farkli bölgelerde oranin ihtiyaçlarini da hesaba katarak yeni yapilar olusturmaya çalismak hayallerimizin önemli bir kismi. Sevgi ile. Vaner Alkaç- 30 Aralik 2007
Word'e Aktar |
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. adem yildiz
[ 28 Haziran 2008 13:00 ]
vaner hocam burada söylediginiz herseye katiliyorum. ama genl ve çok yüzünden giden sorunlarin dile getirilmesi. bir etüt merkezi sahibiyim. bana dokunmaz bazi söyledikleriniz. ama sistem bizim yaptigimiz isi yerine getiremedigi için bizler bu isleri yapiyoruz. Yazilarinizda belirttiginiz gibi insan ve onun ihtiyaclarini tespit edip gideremedigim sürece varolan en iyisi ne ise insanlar onunla yollarina devam edecektir. SAYGILAR. KONULARI DAHA YENI OKUMAYABASLADIM. ÖGRETTIGINIZ GIBI MADDE MADDE ELE ELIP OLASI ALTERNETIFLERI ORTAYA ÇIKARARAK YENI TOPLUMUN TEMELLERI OLUSTURULMALI.
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© 2005-2007 Yeni Toplum Tüm Haklari Saklidir Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||